"Every Smile is a Story" — Interview with Prof. Dr. İbrahim Duran
Prof. Dr. İbrahim Duran ile Söyleşi
Diş Hekimliğinde Öğrenmenin Sonu Yok
1 Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz? Diş hekimliği sizin için nasıl başladı?
1984 yılında Samsun'da doğdum. Diş hekimliği eğitimimi Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde tamamladım ve 2007 yılında mezun oldum. Sonrasında özellikle protetik diş tedavisi alanına yöneldim ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde bu alandaki uzmanlık eğitimimi 2011 yılında tamamladım. Benim için diş hekimliği zaman içerisinde yalnızca bir meslek olmaktan çıktı. Her hastanın farklı bir problemle gelmesi, her tedavinin farklı şekilde planlanması ve teknolojinin sürekli gelişmesi bu mesleği sürekli öğrenmeyi gerektiren bir alan haline getiriyor.
2 Diş hekimliğine olan ilginiz nasıl başladı?
Aslında çok klasik bir hikâye değil benimki. Lise yıllarımda insan sağlığına dokunan bir meslek yapmak istiyordum. Diş hekimliği bana hem bilimsel hem de el becerisi gerektiren, aynı zamanda hastayla çok yakın bir ilişki kurmanızı sağlayan bir alan gibi geldi. Gazi Üniversitesi'nde okurken bu seçimin ne kadar doğru olduğunu daha iyi anladım.
3 Neden özellikle protetik diş tedavisi?
Protetik diş tedavisinin çok kapsamlı bir alan olduğunu düşünüyorum. Bir dişi veya birkaç dişi yerine koymak, aslında sadece eksik bölgeyi doldurmak değildir. Çiğneme fonksiyonunu, estetiği, konuşmayı, diğer dişlerle olan ilişkiyi ve hastanın günlük yaşamını birlikte düşünmek gerekiyor. Bu nedenle protetik diş tedavisi bana her zaman hem bilimsel hem de klinik açıdan çok fazla düşünme imkânı veren bir alan oldu.
4 Samsun'a dönme kararınız nasıl oldu? Büyükşehirlerde de kariyer yapabilirdiniz.
Doğrusu bu benim için hiç zor bir karar olmadı. Samsun benim memleketim, buranın insanına, buranın enerjisine özel bir bağım var. Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde uzmanlık eğitimimi alırken de hep buraya, bu şehre bir şeyler katmak istedim. Akademik kariyerimi ilerletirken bile hep bu şehirle bağımı korudum.
5 Akademik kariyer sizin için neden önemliydi?
Çünkü diş hekimliği sürekli değişiyor. Kullandığımız materyaller değişiyor, implant sistemleri gelişiyor, dijital teknolojiler hayatımıza giriyor. Bir hekimin "Ben eğitimimi tamamladım, artık öğrenmem gerekmiyor" demesi mümkün değil. Akademik çalışmalar bana klinikte karşılaştığımız problemlere daha farklı bakma fırsatı verdi. 2013 yılında akademik kariyerimde yardımcı doçent, 2017 yılında doçent ve 2025 yılında profesörlük unvanına ulaştım. Fakat benim için unvanlardan daha önemli olan, bu süreç boyunca üretmeye ve öğrenmeye devam edebilmek.
6 30'dan fazla bilimsel yayınınız var. Araştırma yapmak sizin için neden bu kadar önemli?
Diş hekimliği, sürekli gelişen ve yenilenen bir alan. 20 yıl önce en iyi yöntem olarak bildiğimiz bir tedavi, bugün çok daha gelişmiş bir teknolojiyle yapılabiliyor. Bu nedenle, akademik çalışmalar ve bilimsel yayınlar, mesleki gelişimin olmazsa olmazı. Araştırmalar sayesinde hem kendi bilgimi güncel tutuyor hem de kliniğimdeki hastalarıma en güncel ve kanıtlanmış tedavi yöntemlerini sunabiliyorum. Ayrıca, Avrasya Üniversitesi'nde verdiğim derslerle bu bilgi birikimini geleceğin diş hekimleriyle paylaşmak da ayrı bir mutluluk.
7 Bilimsel çalışmalarınızda hangi konular öne çıkıyor?
Protetik diş tedavisi oldukça geniş bir alan. İmplant destekli protezler, dental materyaller, seramikler, CAD/CAM sistemleri ve estetik restorasyonlar gibi birçok konu üzerinde çalıştım. Örneğin implant destekli protezlerde karşılaşılabilecek komplikasyonlardan birinin yönetimi üzerine 2015 yılında yayımlanan bir olgu sunumunda yer aldım. Aynı dönemde lazer uygulamalarının kompozit materyaller üzerindeki etkisini inceleyen bir çalışmada da görev aldım. Daha sonraki yıllarda seramik materyaller ve CAD/CAM teknolojileri üzerine çalışmalar devam etti. Bugün ise 3D baskı gibi yeni teknolojiler diş hekimliğinin önemli araştırma alanlarından biri haline geliyor.
8 Teknoloji diş hekimliğini sizce nasıl değiştirdi?
Çok ciddi şekilde değiştirdi. Eskiden bazı işlemler daha çok manuel yöntemlerle ilerlerken bugün dijital tarama, bilgisayar destekli tasarım ve bilgisayar destekli üretim gibi teknolojiler tedavi süreçlerinin önemli parçaları haline geldi. Ama burada önemli olan teknolojinin kendisi değil. Önemli olan, teknolojiyi doğru yerde kullanabilmek. Bir cihazın en yeni model olması tek başına iyi bir tedavi anlamına gelmez. Hekimin o teknolojinin sınırlarını, avantajlarını ve hangi durumda kullanılmasının doğru olduğunu bilmesi gerekir.
9 Estetik diş hekimliği denildiğinde insanlar genellikle çok beyaz dişleri düşünüyor. Sizce estetik nedir?
Bence estetik, doğal görünümü kaybetmeden iyileştirme yapabilmektir. Her hastaya aynı diş şeklini veya aynı rengi uygulamak doğru değildir. Bir restorasyon kişinin yüz yapısıyla, gülüşüyle ve mevcut dişleriyle uyumlu olmalıdır. Bu nedenle estetik tedavi planlamasında yalnızca dişin rengine değil; şekline, boyutuna, konumuna, diş eti görünümüne ve yüzün genel yapısına birlikte bakmak gerekiyor.
10 İmplant tedavisi konusunda hastaların en sık yaptığı hata nedir?
İmplantı tek başına düşünmek. İmplant tedavisinde yalnızca implantın yerleştirilmesi değil, üzerine yapılacak restorasyonun da doğru planlanması gerekir. İmplantın konumu, üzerine gelecek dişin konumu, çiğneme kuvvetleri ve hastanın ağız yapısı birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle implant tedavisine başlarken mümkün olduğunca tedavinin bütününü görmek gerekir.
11 Bir hastanın kliniğinize gelip en çok hangi endişeyle geldiğini gözlemliyorsunuz?
En büyük endişe genellikle "ağrı" ve "belirsizlik". İnsanlar, yaşayacakları süreci bilmedikleri için kaygılanıyor. Bu yüzden kliniğimde en çok önem verdiğim şey, hastalarıma tedavinin her aşamasını detaylıca anlatmak. Konforlu implant tedavisi gibi seçeneklerle bu endişeleri minimuma indirmeyi hedefliyoruz. Hastanın kendini güvende hissetmesi, tedavinin başarısı için en az uygulanan yöntem kadar önemli. Ne de olsa, sağlıklı bir gülüş, güvenle başlar.
12 Hastalarınıza yaklaşımınızı nasıl tarif edersiniz?
Her hasta bana geldiğinde aslında bir hikâyeyle geliyor. Kimi yıllardır gülmekten çekiniyor, kimi bir kaza sonrası özgüvenini kaybetmiş, kimi sadece daha sağlıklı çiğneyebilmek istiyor. Benim işim sadece dişleri tedavi etmek değil, o hikâyeyi anlamak ve hastanın hayatına gerçekten değer katacak bir çözüm sunmak. Dijital gülüş tasarımı gibi teknolojileri de bu yüzden seviyorum — hasta, tedavi bitmeden sonucu görebiliyor, bu da onun içini rahatlatıyor.
13 Bir hastaya tedavi planı hazırlarken sizin için en önemli şey nedir?
Hastayı dinlemek. Çünkü klinik olarak aynı probleme sahip görünen iki kişinin beklentileri tamamen farklı olabilir. Bir hasta için estetik ön planda olabilir. Başka bir hasta için çiğneme fonksiyonu daha önemli olabilir. Bir başka hastanın ise mümkün olduğunca doğal diş dokusunu korumak gibi bir beklentisi olabilir. Bu nedenle önce hastanın problemini ve beklentisini anlamak, daha sonra seçenekleri değerlendirmek gerekir.
14 Akademisyenlik ile klinik hekimliği bir arada yürütmek nasıl bir deneyim? Zor değil mi?
Elbette zorlayıcı tarafları var. Fakat birbirini besleyen iki alan olduğunu düşünüyorum. Derste öğrencilere anlattığınız bir konuyu, ertesi gün klinikte bizzat uyguluyorsunuz. Bu da sizi sürekli güncel tutuyor, sürekli sorgulatıyor. Öğrencilerime hep şunu söylerim: Diş hekimliği bitmeyen bir öğrenme sürecidir. Profesör olmak bir varış noktası değil, yeni bir başlangıç. Klinik bize gerçek problemlerin ne olduğunu gösteriyor. Akademik çalışma ise bu problemlere sistematik ve bilimsel şekilde yaklaşmayı sağlıyor. İkisinin birlikte ilerlemesi hekimin kendisini geliştirmesine yardımcı oluyor.
15 Peki mesleğinizde sizi en çok ne mutlu ediyor?
Basit ama çok değerli bir an var. Tedavisi biten bir hasta aynaya bakıyor ve gözleri doluyor. İşte o an, yılların emeğinin, o geç saatlere kadar süren uzmanlık çalışmalarının, bütün o yayınların, bütün o derslerin anlamını buluyor.
16 Geleceğin diş hekimliğinde sizce neler olacak?
Dijitalleşmenin daha da artacağını düşünüyorum. Dijital ölçü, CAD/CAM, 3D baskı, yeni seramik ve biyomateryaller, yapay zekâ destekli analizler ve kişiye özel tedavi planlamaları önümüzdeki dönemde daha fazla hayatımıza girecek. Fakat teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin hekimin temel görevi değişmeyecek. Hastayı doğru değerlendirmek. Doğru teşhis koymak. Alternatifleri anlatmak. Ve hasta için uygun tedaviyi planlamak.
17 Genç meslektaşlarınıza ve diş hekimliği okuyan öğrencilere ne tavsiye edersiniz?
Öğrenmekten vazgeçmemelerini. Diş hekimliği çok hızlı değişen bir alan. Bugün doğru kabul ettiğimiz bazı uygulamalar birkaç yıl sonra yeni bilimsel bilgilerle değişebilir. Bu nedenle yalnızca bugünün bilgisine değil, öğrenme alışkanlığına yatırım yapmak gerekiyor. Bir hekimin kariyeri diploma aldığı gün bitmez. Aslında o gün başlar. Sabırlı olun. Bu meslekte kısayol yok. Uzmanlık, doçentlik, profesörlük... hepsi zaman, emek ve sürekli öğrenme ister. Ama bu yolda ilerlerken hastanızla kurduğunuz o insani bağı asla kaybetmeyin. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, bu mesleğin kalbinde hâlâ empati ve güven var. Benim için de yıllardır değişmeyen şey bu oldu: öğrenmek, araştırmak, uygulamak ve daha iyisini yapmaya çalışmak.
18 Akademik kariyerinizde profesörlük sizin için bir son nokta mı?
Hayır. Ben profesörlüğü bir varış noktası olarak görmüyorum. Aksine yeni sorumlulukların ve yeni bir öğrenme döneminin başlangıcı olarak görüyorum. Bilim sürekli gelişiyor. Yeni materyaller, yeni teknolojiler ve yeni tedavi yaklaşımları ortaya çıkıyor. Dolayısıyla akademik kariyerin herhangi bir aşamasında "artık öğrenecek bir şey kalmadı" demek mümkün değil.
19 Son olarak, bu söyleşiyi okuyan hastalarınıza ne söylemek istersiniz?
Diş sağlığını ertelememelerini söylemek isterim. Bir problem ortaya çıktığında erken değerlendirme, çoğu zaman daha fazla seçeneğin değerlendirilmesine imkân sağlayabilir. Bunun yanında hastaların tedavi süreciyle ilgili merak ettikleri konuları hekimlerine sormalarını ve kendileri için hangi seçeneklerin uygun olduğunu anlamaya çalışmalarını önemli buluyorum. Sağlıklı bir gülüş yalnızca estetikle ilgili değil. Ağız sağlığı, fonksiyon ve kişinin kendisini iyi hissetmesiyle de doğrudan ilişkili. Bizim görevimiz de hastaya uygun seçenekleri bilimsel ve klinik açıdan değerlendirerek doğru tedavi planını oluşturmaya çalışmak.
20 Son olarak, Samsun'daki hastalarınıza ve bu yazıyı okuyanlara söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Diş sağlığını asla ertelemesinler. Erken teşhis, hem tedaviyi kolaylaştırır hem de gülüşlerini korur. Ve unutmasınlar: Güzel bir gülüş, sadece estetik değil, özgüvenin de en güçlü yansımasıdır. Ben ve ekibim, bu yolculukta onlara her zaman eşlik etmeye hazırız.
📌 Kapanış
Prof. Dr. İbrahim Duran'ın kariyerine bakıldığında, 2007 yılında başlayan mesleki yolculuğun bugün akademik çalışmalar, protetik diş tedavisi, implant ve estetik diş hekimliği ile devam ettiği görülüyor. 1984 yılında Samsun'da başlayan hikâye, Gazi Üniversitesi'nden Ondokuz Mayıs Üniversitesi'ne, uzmanlıktan akademik kariyere ve oradan profesörlüğe uzanan bir çizgi oluşturdu. Fakat belki de bu hikâyeyi değerli yapan şey yalnızca alınan unvanlar değil. Bilimin peşinden gitmek, yeni teknolojileri takip etmek, klinik deneyimi akademik bilgiyle birleştirmek ve bütün bunların sonunda merkezde her zaman insanı, yani hastayı tutmak. Çünkü iyi bir diş hekimliği tedavisi yalnızca güzel görünen bir sonuçtan ibaret değildir. Doğru planlanmış, bilimsel temellere dayanan ve hastanın yaşamına gerçekten katkı sağlayan bir tedavi, asıl başarıdır.